internet-kullanicisini-bekleyen-hastaliklar-28188-1g

İnternetin bu denli etkili bir mekanizma olması, insanları büyük bir bilgi havuzuna itti. Bu sebeple de  her sektör, her branş ve hatta her kişi kendi sosyal medyasını oluşturmak durumunda. Black Mirror tarzı distopik olan bu ortamda kişilerin ve sektörlerin kalibrelerini belli etmek için sosyal medya dışında bir çözümü şimdilik yok. Google’da yoksanız, varlığınız felsefik anlamda etkin bir niteliğe sahip olamıyor. Bu sebeple de ciddi sektörlerin dahi, bu havuzda kendine yer bulması şart. Sosyal medya sayesinde kişilerin kendini daha rahat hissetmesi ve sorunlarını yüz yüze olduğundan daha rahat ifade etmesi  doktor ve hasta arasındaki güveni de arttırıyor. Günümüzde akıllı telefon sahibi olan insanlar çoğunlukta. Bu durumda da sağlık sektöründe sosyal medyada yer almamak yapılabilecek en büyük hata.

Bir diğer önemli faktör de, sosyal medyada olmayan sağlık sektörü çalışanları ya da kuruluşları doğrudan olarak teknolojik anlamda geride olduklarını hissettiriyor. Teknolojik olarak çağa ayak uyduramayan kuruluşlar da kanseri ya da basit bir sivilce lekesini tedavi etmekte pek tabii güven veremeyecek konumda bulunuyor. Bu sebeple de sağlık sektöründe olan her kişi ya da kuruluşun sosyal medyaya gereken özeni ve hassasiyeti profesyonelliklerinden taviz vermeden göstermesi, tarihin tozlu sayfalarında yok olup gitmemeleri için oldukça önemli.

Siberhondrikler Sağlık Sektörüne Sosyal Medyada İrtifa Kazandırıyor!

Siperhondrik, somotoform bozukluklardan Hipokondriazis (Hastalık Hastalığı)’nın bir çeşididir. Siberhondrik, var olduğunu düşündüğü hastalıkları hakkında internet ortamında bilgi, belge ve tedavi yöntemleri araştırarak kendisine tanı koymaya çalışma ya da tedavi etme uğraşında olma durumudur.

İnsanlar hastanelerden randevu almadan önce doktorlarını araştırıyor, insanların internette yaptığı yorumlara göre karar veriyor, hatta kimi zaman onları Facebook kapak fotoğraflarına göre tercih ediyor.  Böyle bir ortamda oluncada sağlık sektörünün sosyal medyadan uzak kalması mümkün olmuyor.  İyi bir doktorun ya da hastanenin mutlaka kaliteli bir sosyal medyaya ihtiyacı var. Günümüzde internetle beraber oldukça yanlış bir yola sapan ‘’kişi kendinin doktorudur.’’ Mottosu, internetten hastalık arama sendromu olan siberhondrik sorununa sebep oluyor. İnsanlar hastalıklarını internetten araştırıyor, kendilerine teşhis koyuyor ve çoğunlukla da yakında öleceklerine kendilerini inandırarak obsesif bir duruma doğru ilerliyor. Siperhondrik bozukluk, nörolojik bir problem dahi sayılabilir. Bu kişiler, belirtilerini kapsayan hastalıkları detaylıca araştırır. Günlerce çeşitli makaleler okur, doktora gitmeyi reddeder ve çözümü internet ortamında arar. Bu noktada da sahip olduğunu düşündüğü hastalık sürekli değişir.

Günümüzde geçmişteki gibi tek bir doktora güvenme ve onun talimatlarına gönüllü bir şekilde uyma durumu söz konusu değil. Doktor veya hastanelerin şikayetlere yetmediğini düşünerek çözümü internette arama ise elbette ki ‘’in’’. Forumlar, bloglar ve hatta akademik makaleler dahi araştırma konusuna dahil edilebilir. Basit bir baş ağrısını tümöre bağlayabilen bu kişiler, ilerleyen zamanlarda ciddi paranoyalara sahip olabilir. Bu kişiler sorunların çözümünü sosyal medya ve internet ortamında bulmaya çalışır. Bu noktada da devreye doktorların veya hastanelerin internetteki kimlikleri yani sosyal medya hesapları devreye girer. İlgili kişilere sosyal medyadan ulaşabilmek, sorularını kimi zaman bizzat bir uzmana yöneltebilmek ve cevapları alabilmek bu sendromun azalmasına yardımcı olurken, sosyal medyada sağlık sektörüne irtifa kazandırmakta. Bu elbette ki maddi anlamda sağlık sektörlerini yüceltmekte. Ancak bu tek taraflı bir kazanç olarak düşünülmemeli. Bu durumda, bilgi kirliliği içerisinde hastaların yanlış sanılara kapılması da önlenmekte.

Elbette ki İsviçreli, çok sevdiğimiz bilim insanlarının araştırmasına göre; bu sendroma sahip olan kişiler, edindikleri bilgilerle kendilerini daha çok hasta edebilmekteymiş.

Aslında tüm bu sebeplerle sağlık sektörünün sosyal medya alanında ciddi ve profesyonel bir şekilde var olması oldukça önemli. Birçok doktora bizzat ulaşabilme ve doğru yönlendirme ile kişilerin kaygıları azaltılabilmekte ve basit bir tırnak batması sebebiyle milyonlarca kişi ölümün kıyısına sürüklenmemekte.

internet-kullanicisini-bekleyen-hastaliklar-28188-6g

Sağlık sektörünün sosyal medyası ile ilgili sizi beş dakika kadar şaşırtacak istatistikler:

  1. Kaynağını Mediabistro’dan aldığımız verilere göre internet kullanıcılarının %40’ı kendi teşhisini Google yardımı ile koyabilmekte. Böyle bir ortamda ise sağlık sektörünün sosyal medyada ciddi oranlarda rol alması oldukça önemli. Kişileri yanlış bilgilerden kurtarmak, kişileri eğitmek ve doğru bilgilendirmek gibi yükümlülükler sağlık sektörünü sosyal medyada oldukça gerekli kılıyor.
  2. Kaynağını gene Mediabistro’dan aldığımız verilere göre 18-24 Yaş arasındaki kişiler sağlıklı alakalı konularda sosyal medyayı daha ileri yaştaki kişilere göre daha fazla kullanıyor. Bu istatistik oldukça önemli. Bu yaş grubu, günümüz çağında ilgisini ve odağını oldukça çabuk kaybedebilir. Şayet hastaları ile selfie çektiren bir doktor değilseniz, bu yaş grubundaki kişiler size gelmek yerine, Google amcasına gidecektir. Bunun sebebi de bu yaştaki kişilerin sosyal medya ağlarına, gerçek kişi ve kuruluşlardan daha fazla güvenmesi. Şayet bir doktorun sosyal medyası oldukça iyi gidiyor ise, insanların beğeni referanslarından bu doktora güven artacak ve doktora bizzat gitmek için motive olunacaktır.
  3. Bu seferki kaynağımız ise Demi Cooper Advertising and DC Interactive Group’tan. Her akıllı telefon kullanıcısının yaklaşık olarak %19’unun telefonun bir sağlık uygulaması bulunuyor. Bu noktada sağlık sektöründe olanların dikkate alması gereken uygulamalarını ya da fiber ağlarını uygulama alanında mobil bir yüzeye indirgemek. Mobil odaklarının pazarlama gücünden yararlanmak gerçekten çok önemli.
  4. Kaynağını gene Demi Cooper Advertising and DC Interactive Group ile temin ettiğimiz verilere göre kişilerin yaklaşık olarak %42’si sosyal medya ile doktorlarını ya da hastanelerini tercih ettiklerini söylüyor. Bu istatistik de sağlık sektörü için sosyal medyanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
  5. Bu seferki kaynağımız Google’s Think Insights.  YouTube’dan hastanelerin websitelerine olan eğilim yaklaşık olarak %120 oranında arttı. Bu oran da bize hastanelerin ya da doktorların röportajlara, videolara daha çok önem verme gerekliliğini ortaya koyuyor aslında.
  6. Kaynağı WHPRMS olan verimize göre dünya çapındaki tüm hastanelere kıyasla Facebook en güvenilir ve popüler kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Yani bu noktada not edilmesi gereken, Facebook’un sosyal medya hesapları içerisinde en etkin olduğu. Sayfayı beğen, doktora soru sor ve kısa sürede yanıtını al. Bu şekilde devam eden etkileşimler uzun vadede kazanç sağlıyor.

Uzun lafın kısası; bütçenin önemli bir kısmı mutlaka sosyal medyaya ayrılmalı. Bu zamanın basit bir moda gerekliliğinden değil.  Gereken hedef kitlesine odaklanmak, bu noktada projeler üretebilmek ve sosyal medyada uygun bir imajı sağlamak, hedefe yaklaşmakta atılabilecek en önemli adımlardan.

Sevgi paylaştıkça artar…

Share Button